Çekiç hakkı
Takımıyla birlikte 2026 Dünya Kadınlar Körling Şampiyonası’nda ilk kez gruptan çıkarak Türkiye için yeni bir eşiği atlayan Dilşat Yıldız'la, Erzurum’da başlayan yolculuğunu konuştuk.
“İnanılmaz. Dilşat Yıldız kariyerinin ilk Avrupa Şampiyonası’nı 2012’de, 16 yaşındayken oynadı. İlk Dünya Şampiyonası’na katılması 10 yılını aldı, bu yıldan önce de dünya şampiyonalarında ortalama üç galibiyeti vardı. Türkiye körlingi için ne büyük bir an.”
Kanadalı körling yazarı John Cullen, Dilşat Yıldız takımının Kanada’nın Calgary kentinde düzenlenen 2026 Dünya Kadınlar Körling Şampiyonası’nda play-off turuna yükselişinin ardından bunları yazıyordu. Söylediklerinin fazlası yok, eksiği var. Yalnızca dört yıl önce Türkiye tarihinin ilk Dünya Kadınlar Körling Şampiyonası’nda yer alan Dilşat Yıldız, kaptanlık ettiği takımın yedi galibiyetle 13 ülke arasında altıncı olarak gruptan çıkmasıyla artık bir eşiği daha atlamıştı.
Şampiyonadan sonra yaptığımız röportaja hazırlanırken, Dilşat’ın ismini ilk ne zaman duyduğumu hatırlamaya çalışıyorum. Bu kolay değil, zira Dilşat her zaman oralarda bir yerlerdeymiş gibi geliyor. Hakikaten de Erzurum’da düzenlenen 2011 Kış Universiade’ının ardından farklı kış sporlarını uluslararası düzeyde yapmaya başlayan kuşağın bir parçası olan 1996’lı sporcunun öyküsü, bir anlamda Türkiye’de körlingin yolculuğuyla el ele gidiyor.
ERZURUM’DAN DÜNYAYA
2011 Kış Universiade’ı için Erzurum’a inşa edilen körling salonu, hâlâ bu sporun Türkiye’deki evi. Daha önce Kocaeli’de artistik patinaj, kısa kulvar sürat pateni ve buz hokeyi için 1999’da inşa edilen salonda antrenman yapan körlingciler, Universiade’dan sonra 2012 Dünya Karışık Çiftler Şampiyonası gibi büyük organizasyonlara ev sahipliği yapmaya başlayan bu beş şeritli salona taşındılar. Dilşat da burada yetişen sporculardan:
“2011’de Erzurum’da yapılan Kış Universiade’ından sonra körlingle tanıştım. Ailemin yönlendirmesiyle başladım, amcam körling salonunda makinelerin bakımıyla ilgileniyordu, beni bu spora o yönlendirdi. O dönem Erzurum’da olan yabancı bir antrenörün beni seçmesiyle de kısa sürede milli takıma girdim. O zamanlar Universiade’da yarışmış, bizden daha büyük sporcular vardı, onların arasında milli takıma nasıl girebileceğimizi, nasıl adapte olabileceğimizi düşünüyorduk ister istemez, yaşımız da küçük olduğu için. Ama daha sonra milli takım kaptanı oldum, geçen yıl emekli olana kadar da yaklaşık sekiz sezon karışık çiftler ve karışık takımda oynadım.”
Dilşat, Erzurum’da körling sporunun yaygınlaşması için elverişli şartların iklimle sınırlı olmadığını ancak başka şehirlere yayılmamasının da düşündürücü olduğunu söylüyor:
“Burası küçük bir şehir olduğu için ulaşım da rahat, birçok insanın bu spora başlamayı tercih etmesi de daha kolay oldu bu yüzden. Şu an Türkiye’de yaklaşık 500 lisanslı körling sporcusu, 120’den fazla da kulüp var. Ancak Erzurum’dan başka profesyonel olarak çalışabileceğimiz bir yer yok. Samsun’da ve Ankara’da salonlar var ancak bunlar buz hokeyi rinkinden dönüştürülmüş salonlar, çok verimli değil maalesef.”
AVRUPA AVRUPA…
Bir yandan gençler milli takımının skip’i olan, büyüklerde de Elif Kızılkaya rinkinde yer alan Dilşat, 2015’ten itibaren büyüklerde de takım kaptanlığına geldi. Bu sorumluluğu kısa sürede benimsediğini anlatıyor:
“Soğukkanlı ve zor şeyleri seven bir insanım, bu nedenle takım kaptanlığının önemi benim için büyük. Sevdiğim işi yapmak beni mutlu ediyor, rakiplerimizin bazıları bu sporu anne babalarından öğreniyor, ülkelerinin körlingde yüz yılı aşkın geçmişleri var. Biz hepi topu 2011’den beri bunu yapıyoruz, buna rağmen rakiplerimizin bizi ciddiye aldığını görmek gurur verici.”
Dilşat’ın kariyerinin ilk büyük başarısı da bir sonraki yıl Avrupa Şampiyonası B Grubu’nu ikinci bitirerek en üst klasmana yükselmek oldu. 2017’de Türkiye, artık ilk kez kıtanın en iyi takımlarıyla mücadele edecekti. Dilşat Yıldız takımı burada yalnızca iki galibiyet alarak yeniden küme düşse de ilk maçlarında Rusya’nın dünya ikincisi Anna Sidorova takımına karşı aldıkları galibiyetle adlarından söz ettirmeyi başarmışlardı. Altıncı end’de 2-5 geri düşen Dilşat Yıldız rinki bir sonraki end’de üç taşı merkeze rakiplerinden daha yakın yerleştirerek skoru eşitlemiş, son end’de de taş çalarak 7-6’lık skorla galibiyete uzanmıştı. Dilşat o günü, “İlk kez oynamamıza karşın çok büyük bir galibiyet almıştık. Anna Sidorova takımı da beklemediği bir sürpriz yaşamıştı” sözleriyle hatırlıyor.
Yine de Dilşat’ın büyük sahnede kalıcı hâle gelmek için pandemi sonrasını beklemesi gerekiyordu. Artık Avrupa Şampiyonası’nın en üst klasmanında düzenli olarak yer alan Dilşat Yıldız rinki, dünyanın en iyi takımlarını da ilk kez 2021 olimpiyat elemelerinde karşısında buldu. Olimpiyat vizesi almak için Hollanda’da buz üstüne çıkan dörtlü, Pyeongchang 2018’in finalisti olan Güney Kore’nin Kim Takımı ile, daha sonra Pekin 2022’de final oynayacak olan Britanya ve Japonya takımlarını mağlup etmeyi başardı.
Dilşat Yıldız ve takımı Hollanda’daki diğer maçlarını kaybederek Pekin bileti alamasa da 2022 onlar için unutulmaz bir yıl oldu. Bir önceki yıl Avrupa Şampiyonası’nda elde ettiği kotayla Türkiye’ye tarihinin ilk Dünya Kadınlar Körling Şampiyonası’na katılım hakkını getiren ekip, ilkbaharda Kanada’da düzenlenen turnuvada ilk galibiyetini de Çek Cumhuriyeti’ne karşı kaydetti. O galibiyetin ardından seyircilerden gördükleri ilgi ve destek, Dilşat’ı da şaşırtmış:
“Kanadalılar körlingi çok yakından takip ediyor ve çok iyi biliyorlar. Türkiye gibi bu sporun geçmişinin oldukça kısa olduğu bir ülkeden çıkıp dünya şampiyonasına gelmemiz, orada da galibiyet almamız onlar için de çok ilgi çekiciydi.”
Takım, yıl sonunda düzenlenen Avrupa Şampiyonası’nı ise elde ettiği yedi galibiyetle ilk kez pozitif maç kaydıyla tamamlamayı başardı. Hatta Madeleine Dupont takımına karşı aldıkları 10-5’lik galibiyet, şampiyonluğa ulaşacak olan Danimarkalı rinkin turnuvadaki tek yenilgisi olmuştu. Bu karşılaşmayı hatırlattığımda Dilşat’ın yüzü aydınlanıyor: “Öyle iyi bir maç çıkarmıştık ki son iki end’i oynamadan el sıkışmışlardı bizimle. Ondan sonra namağlup kazandılar zaten turnuvayı.”
HAYAL KIRIKLIĞI, İLKLER
Dilşat Yıldız geçtiğimiz sezona, dört yıl önce kaçırdığı olimpiyat biletini alma hedefiyle başladı. Aralık ayında Kanada’nın Kelowna şehrinde düzenlenen olimpiyat eleme turnuvasında takımıyla üç maç kazansa da ilk dört sıradaki ekiplerin tamamına mağlup olarak Milano-Cortina 2026’nın da uzağında kaldı. Orada nelerin ters gittiğini sorduğumda Dilşat çok katmanlı bir yanıt veriyor:
“Aslında olimpiyat vizesini dünya şampiyonasında almak istiyorduk ancak 2025 Dünya Şampiyonası olimpiyat kotası verdiği için bütün takımlar çok iyi hazırlanmıştı ve seviye çok yüksekti. Hiç kimse olimpiyat eleme turnuvasına kalmak istemiyordu, erkekler şampiyonasına yakın düzeyde bir turnuva oldu orada.
Olimpiyat eleme turnuvasından önce yapılan Avrupa Şampiyonası’nı çok iyi geçirmiştik, yarı final oynamaya çok yaklaşmıştık. Oradan Kanada’ya geçtik ancak koşulların çok çabuk değişmesi aynı performansı gösteremememizde etkili oldu. Kanada’daki buz daha çok dönüyor ve Avrupa’ya göre daha hızlı. Bizim Erzurum’da antrenman yaptığımız buzun özellikleri de Avrupa buzlarına benziyor, bu nedenle hızlı adapte olmak çok kolay olmadı. Bir de bir Almanya lanetimiz var (gülüyor). Bu sezon Avrupa Şampiyonası’nda yenildiğimiz Almanya’ya burada da yenildik.”
Milano-Cortina 2026’dan sonra düzenlenen dünya şampiyonası, aslında Dilşat için birçok açıdan elverişli koşullarda yapılmıştı. ABD, İskoçya gibi ülkelerin birinci takımları gelmemiş, Danimarka ve Çin gibi önemli rinkler de olimpiyat yorgunluğuyla buzda yerini almıştı. Dilşat Yıldız takımı da bu fırsatı değerlendirerek grup aşamasını yedi galibiyetle bitirdi ve Türkiye’yi ilk kez bir büyük şampiyonada grup aşamasının ötesine taşıdı. Bu birçok açıdan önemliydi, Türkiye son yirmi yıl içinde ilk dünya şampiyonası play-off’unu gören altıncı ülke olmuş, bunu da Dilşat Yıldız ve rinkinin beşinci denemesinde başarmıştı. Bundan önce yalnızca 2008’de Çin ve ondan dört yıl sonra Güney Kore daha az sayıda (ikisi de dörder) katılımda bunu başarabilmişlerdi.
Bu yedi galibiyetten Japonya’nın eski olimpiyat ikincisi Fujisawa takımına karşı aldıkları, gruptan çıkmalarında önemli rol oynamıştı. Dilşat Yıldız takımı aynı Japonya’ya play-off’ta yenilse de Güney Kore ile beşinciliği paylaşarak tarihi bir sonuç elde etti:
“İlk dört maçı kazanarak çok iyi bir başlangıç yaptık. Çin dışında yenildiğimiz takımlar da zaten hep grupta bizim üstümüzde olan takımlardı. Bu nedenle Japonya’ya karşı grupta aldığımız galibiyetin önemi çok daha artmıştı. Bence Japonya’yı play-off maçında da yenebilirdik, hatta son end’e kadar oynadık, son iki end’de çekiç hakkının onlarda olması kazanmalarında etkili oldu. Bizim de bu seviyede biraz daha tecrübeye ihtiyacımız var.”
GRAND SLAM HEDEFİ
Kaydı kapatırken, Milano-Cortina 2026’ya hazırlık döneminde şu sıralar İsviçre milli takımlarının başında olan eski dünya ikincisi körlingci Claudio Pescia ile yaptığım bir röportajda Türkiye takımı hakkında söyledikleri aklıma geliyor. Pescia’nın, “Türkiye takımı harika, ancak daha çok turnuvada oynamaları gerekiyor. Diğer yandan Portekiz dahi Kanadalı koçlarla çalışırken Türkiye’nin hâlâ buna yönelmemiş olması ilginç” sözlerini hatırlayarak Dilşat’a bundan sonrası için nelerin farklı olmasını beklediğini soruyorum:
“En büyük sorunlarımızdan biri buz kalitesi. Erzurum’daki buzlar çoğu zaman uluslararası standartların altında oluyor, öyle ki büyük şampiyonalara hazırlıklarımızı yurtdışında oynadığımız özel turnuvalarda yapmak zorunda kalıyoruz. Bir de artık daha çok üst düzey turnuva oynayabilmemiz gerekiyor. Kanada’da sezon içinde yapılan Grand Slam turnuvaları büyük şampiyonalarda kürsüyü zorlayan takımlara davet gönderiyor, benim de hedefim artık Grand Slam’lerde oynayacak seviyeye gelmek.”
Dilşat, bir zamanlar genç bir sporcu olarak girdiği milli takımda artık kendisi yeni bir kuşakla birlikte çalışıyor. 2011 Kış Universiade’ında Türkiye’yi temsil eden takımın kaptanı Öznur Polat’la ikisi, deneyimlerini 2002 ve 2003 doğumlu Berfin Şengül, İclal Karaman ve İfayet Şafak Çalıkuşu gibi isimlerle paylaşıyor.
Körling, sporcuların kariyerlerinin oldukça uzun sürdüğü bir branş. Bu nedenle Dilşat Yıldız, Öznur Polat ve diğer genç sporcuların uzun süre dünyanın en büyük sahnesinde yer alma olasılığı oldukça yüksek. Hedef, kuşkusuz 2030’da Nice’te yapılacak olan olimpiyata katılmak. Bu, uzak bir hedef değil ancak ulaşılması için sporcuların imkânlarının daha geniş olması gerekiyor.
Bütün bunlarla birlikte Dilşat, ilkleri başarmaya devam ediyor. Bu esnada körling dünyasında da iyiden iyiye adından söz ettiriyor. Röportajın sonunda anlattığı anekdot, bunun en önemli kanıtı:
“İsveç’in Pekin 2022’de olimpiyat şampiyonu olan erkek takımının kaptanı Niklas Edin benim idolüm. 2023 Avrupa Şampiyonası’nda onunla tanışma fırsatımız oldu, onu izleyerek büyüdüğümü söylediğimde bana, ‘Artık ben de seni izliyorum’ diye yanıt verdi.”
Kapak görseli: World Curling






